Talebeyi ilimden ve dinden soğutan hocalar ve medrese

medrese2   Medreselerle alakalı bu yazımızda hoca talebe ilişkilerine yer vermek istiyoruz.

PEDAGOJİK EĞİTİM ŞART

   Aşağıda yazılacak bütün hususların sebebi aslında bir hocanın yani eğitimci olacak kişinin “çocuk-insan eğitimi” hakkında bilgisiz olmasından kaynaklanmasıdır. Şuan kreşlerden tutun da liseye kadar bütün alanlarda görev yapacak öğretmen adaylarına öğretmenlik dersleri verilmekte, eğitici olmak için bu dersler şart koşulmaktadır.

   Konu çocuk, gençlik ve din olunca bu eğitimin daha da elzem olduğuna inanıyoruz.

   Fakat maalesef böyle bir eğitim medreseler için söz konusu bile değil. En azından talebelerin eğitim sürecinin son demlerinde dışarıdan “dalında mütehassıs” bir kişi tutulabilir ve hoca adaylarının bu konuda eğitilmesi sağlanabilir.

   Şayet böyle bir adım atılırsa çok faydalı olacağına inanıyoruz…

BUNDAN SONRA….

   Evvela bir hocanın gayesi, derdi, düşüncesi talebeleri olmalı. Böyle olursa netice alınır, olmaz ise netice hâsıl olmaz.

   Bir hocanın yegâne gayesi talebeleri olunca onlar ile hemhal olur. Talebelerimi nasıl olgunlaştırsam, onları nasıl geliştirsem, onları nasıl dünyevi ve uhrevi ilimlerde zirve yapsam diye çareler düşünürken, sıkıntısı olan talebeyi de görüp gözetir ve derdine derman olmaya çalışır.

   Bir hoca talebelerinin kişiliklerini, karakterlerini çözmüş olmalı. Her biri ile nasıl iletişime geçeceğini iyi bilmelidir. Çünkü her talebe aynı muameleden hoşnut olmayabilir. Kimisine istediğiniz gibi şaka yapabilirken kimisi arkadaşlarının içinde şaka yapılmasından hoşlanmayabilir. Kimisi ağır sözü kaldıramayabilir. Kimi teşvik edilmeyi beklerken kimisi de bazen sert uyarılar ister.

   Yani her birine aynı muamele yapılmamalıdır.

HOCALIK TASLAMAK

   Tecrübeli hocalar bu devreyi atlatmıştır veya hiç yaşamamıştır. Ama genellikle yeni hocalarda talebeye yukarıdan bakış, kendini beğenme gibi hiç hoş olmayan haller görülebiliyor. Hatta bazısının içindeki enaniyet yürüyüşüne bile yansıyor. Böyle haller talebeyi ciddi bir şekilde rahatsız eder. Bundan da son derece kaçınmak lazım.

MERHAMET VE DİSİPLİN

   Bir hoca mutlaka talebelerine disiplinli, toplu ve düzenli olmayı öğretmelidir. Öyle ki, talebe dolabından rahlesine kadar bir tertip içinde olmalı. Bu şekilde alıştırılırsa daha çok verim alınacaktır. Çünkü ortamı düzenli olmayanın kalbi de düzenli olmaz. Kalbi düzenli olmayan aklını dersine veremez.

   Bunun yanında hoca merhameti ve şefkati elden bırakmamalıdır. Her talebeyi kendi öz evladı, kardeşi gibi görmelidir. Resulülalh (Sallallahu aleyhi ve Sellem)in sahabesine olan şefkatini örnek almalıdır.

   Çok sert olup kırıcı olmaktan, çok yüz verip şımartmaktan sakınmalıdır.

 SABIR SABIR SABIR

   Hocalar her durumda soğuk kanlılıklarını kaybetmemeli, olaylara hararetle yaklaşmamalı, en zor durumlarda bile sabır yolunu seçmelidir.

   Sabrın tersi aceleciliktir. Olaylarla acelecilikle müdahale eden hocalar yanılabilmekte, tamiri mümkün olmayan kırılmalar yaşanabilmektedir.

   Talebelerin kendi arasında veya hocaya karşı olan yanlış tavırlara veya derslerinden çıkan sorunlara hocaefendi sabırla yaklaşmalı ve dolup taşmamalıdır.

SEVDİRMELİ NEFRET ETTİRMEMELİ

   İşte yazımızın can alıcı bölümü de burası… Birinci bölümün başında dediğimiz gibi “kiminin ömrünü alan medreseler”

   Medresenin suçu ne? Medresenin kabahati olur mu?

   Olmaz!

   Bütün kabahat insanlıktan nasibini almamış ve hoca postuna bürünmüş canilerde.

  Evet, bu kadar açık ve net… Çünkü nice ilim aşığı, kitap delisi, İslam dertlisi kardeşlerimizi bırakın ilimden “dinden soğutan” hocalar biliyoruz. Onlara hoca demek ne kadar doğru bilemiyoruz.

   Bir talebeyi ilimden ve hatta dinden soğutmanın vebalini nasıl taşıyabilir bir insan? Bir talebenin Kur’an’dan uzaklaşmasına vesile olup da nasıl yaşayabilir bir insan?

….

   Ana baba kınalı kuzularını belki iki hafta, belki ayda bir belki de 6 ayda bir görmek uğruna ilim yoluna feda eylemişler. Çocuk da en safi temiz pak duygularla medreseye gelmiş. İstekli, hevesli…

   Bir hoca müsveddesinin eline düşüvermiş…

   Çocukça art niyet olmadan dinlenmeyen bir sözden dolayı elleri dayaktan parçalanmış, arkadaşları arasında rencide edilmiş veya adeta Guantanamo’da bir gavurun Müslümana reva göreceği eziyetleri görmüş ve hakaretler işitmiş.

   Böyle bir çocuk yukarıda dediğimiz gibi ilmi bir kenara bırakın “dinden” soğuyor. Öyleleri var ki, Allah peygamber tanımaz hale geliyor…

   Neden?

   Hocanın yüzünden…

   Çok yaşanmış; gerçek acı hayat hikâyesi var bu konuda. “o hocayı yolda görsem vururum” diyenleri biliyoruz. İçi nefretle dolmuş, kinle kalıplaşmışları görüyoruz…

   Bir okulda aynı şey olsa çocuk okula küsmez. Ama medreseye ve dine küsüyor, soğuyor. Çünkü işin içinde Şeytan var. Hocanın yanlış tavırlarıyla Şaytan’a kapı aralanıyor, fırsat doğuyor. O da en güzel şekilde değerlendiriyor ve neticede çocuğu avcunun içine alıyor.

   O yüzden diyoruz ki, ey talebe yetiştiren hocalar! Kendinize çeki düzen verin. Bu işin mesuliyeti büyük, vebali ağırdır.

HER TALEBEYE HOCALIK VERİLMEMELİ

   Buna bağlı olarak ilk yazımızda da bahsettiğimiz üzere her talebe ilim tahsilinde bulundu diye “hocalık” vasfı kazanmış olmuyor. Hocalık, eğiticilik ayrı bir yetenek ve kabiliyet ister. Bu kabiliyet her kişide olmaz. Yetkililer bir medreseye hoca tayin edecekleri zaman bu gerçeği mutlaka göz önünde bulundurmalı.

   Kabiliyeti yok ise o kişi başka bir işte istihdam edilmeli veya ehil bir hocanın yanına yardımcı olarak verilmeli, gözetimde tutulmalı.

EY KARDEŞ!

   Bu vesileyle ilim yolundan soğuyan kardeşlerimiz var ise onlara da seslenelim. Ey kardeş! Yol Allah’ın yoludur. Kusursuz olan Allah’ın yoludur, insanlar değil. İnsanlar hata yapabilir. İnsanlara kızıp, şeytanı sevindirerek ebedi yurdun ahireti berbat eyleme.

   Yeni ilim yoluna girmiş kardeşim! Sen de şayet başına böyle bir hadise gelirse bu hakikatleri bil ve şeytanın avucuna düşme. Bir kişiye kızarak ilimden vazgeçilmez, dinden uzaklaşılmaz. Ahiret heba edilmez. Din Allah’ındır, biz de O’nun kullarıyız. Hiç bir sebep bizi O’ndan uzaklaştıramaz.

 EKSERİYA İYİDİR, GÜZELDİR…

   Biz yazılarımızda eksiklikleri beyan etmekteyiz. Zannedilmeye ki, bütün medreseler ve hocalar böyledir! Haşa… Çok güzel, temiz, donanımlı medreseler olduğu gibi işinde mahir ahlakıyla, nezaketiyle, görgüsüyle, ilmiyle bakışlarını ufuklara dikmiş, İslam bayrağını kıyamete kadar düşürmeyecek talebeler yetiştiren hocalarımız çoktur Elhamdülillah.

   Biz daha iyisi olsun, en güzeli olsun ve zayiatlar verilmesin, kimseye yazık edilmesin diye uyarıda bulunmaktayız.

http://www.ihvanlar.net

Reklamlar